Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te faaliyet gösteren Çerkes Kültür Merkezi’nin geleceği, yaklaşık altı aydır Çerkes çevrelerinde ve Kafkasya uzmanları arasında tartışılmaya devam ediyor. Tartışmaların merkezinde, Gürcistan Hükümeti’nin 22 Aralık 2025 tarihinde aldığı ve 1 Ocak 2026’da yürürlüğe giren karar yer alıyor. Kararla birlikte, 2012 yılından bu yana bağımsız bir kamu tüzel kişiliği olarak faaliyet gösteren merkezin statüsü değiştirilerek Tiflis Devlet Üniversitesi bünyesine dahil edilmesi kararlaştırıldı.
Çerkes Kültür Merkezi, Gürcistan’ın 2011 yılında Çerkes Soykırımı’nı tanımasının ardından hayata geçirilen en önemli kurumsal girişimlerden biri olarak görülüyordu. Resmi açılışı 2012 yılında yapılan merkez, geçen 14 yıl boyunca Çerkes tarihi, dili ve kültürü üzerine akademik çalışmalar yürüttü; konferanslar, sempozyumlar ve uluslararası toplantılar düzenledi.
Merkez, yalnızca Gürcistan’daki bir kültür kurumu olarak değil, aynı zamanda Gürcistan ile Kuzey Kafkasya halkları arasında kurulan kültürel diyaloğun sembollerinden biri olarak değerlendiriliyordu. Farklı ülkelerden araştırmacılar, akademisyenler ve diaspora temsilcileri burada düzenlenen etkinliklerde bir araya geldi.
Ancak 2025 yılının sonunda alınan yeniden yapılandırma kararı, kurumun geleceğine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi. Eleştirmenlere göre bu adım yalnızca teknik bir düzenleme değil; merkezin sahip olduğu kurumsal bağımsızlığın ve hareket alanının daraltılması anlamına geliyor. Bazı uzmanlar, değişikliğin uzun vadede merkezin etkisini azaltabileceğini savunuyor.
Konu özellikle son aylarda diaspora çevrelerinde yeniden gündeme taşındı. Çerkes aktivistleri, akademisyenler ve çeşitli sivil toplum temsilcileri, merkezin geçmişte üstlendiği rolün korunması gerektiğini dile getiriyor. Tartışmalar, Türkiye başta olmak üzere Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Orta Doğu’daki Çerkes çevrelerinde de yakından takip ediliyor.
Merkezin kurucu direktörü Merab Çuhua da statü değişikliğinin kurumun görünürlüğünü ve etkisini azaltabileceği görüşünü savunan isimler arasında yer alıyor. Çuhua, merkezin yıllar boyunca dünya çapındaki Çerkes diasporalarıyla ilişkiler geliştirdiğini ve Kuzey Kafkasya çalışmaları açısından önemli bir referans noktası haline geldiğini vurguluyor.
Tartışmanın yalnızca bir kültür kurumunun geleceğiyle sınırlı olmadığı belirtiliyor. Bazı gözlemcilere göre mesele aynı zamanda Gürcistan’ın Kuzey Kafkasya’ya yönelik kültürel ve akademik politikasının geleceğiyle de yakından ilgili. Bu nedenle alınan karar, Tiflis’in bölgeye yaklaşımında bir değişim olup olmadığı sorusunu da gündeme getiriyor.
Gürcistan makamları ise merkezin tamamen kapatıldığı yönünde bir açıklama yapmış değil. Kurumun faaliyetlerinin üniversite bünyesinde devam edeceği belirtiliyor. Buna rağmen, statü değişikliğinin ardından başlayan tartışmalar hala sona ermiş değil. Çerkes çevrelerinde, merkezin geçmişte sahip olduğu etkinliği koruyup koruyamayacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor.


