Gürcistan’ın Acara Özerk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren kamu yayıncısı Acara TV ve Radyo’da son dönemde yaşanan işten çıkarmalar, ülkede medya özgürlüğüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Haziran ayında gerçekleştirilen yeniden yapılanma kapsamında 14 çalışanın işine son verilmesinin ardından, kurumdaki son eleştirel gazetecilerin de tasfiye edildiği yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Medya kuruluşları ve basın özgürlüğü savunucuları, yaşananların münferit bir personel kararı değil, yıllardır devam eden sistematik bir sürecin son halkası olduğunu savunuyor.
Karadeniz kıyısındaki Batum merkezli Acara, Gürcistan’ın özerk cumhuriyet statüsüne sahip bölgelerinden biri. Osmanlı döneminin ardından Sovyetler Birliği içerisinde özerk yapı olarak varlığını sürdüren bölge, Gürcistan’ın bağımsızlığından sonra uzun yıllar Aslan Abaşidze yönetimindeki yarı bağımsız bir siyasi düzenle yönetildi. Tiflis yönetimi, ancak 2004 yılında gerçekleşen “Acara Krizi” sonrasında bölge üzerindeki otoritesini tam anlamıyla yeniden tesis edebildi. Buna rağmen Acara, kendi parlamentosu ve hükümeti bulunan özel statülü bir bölge olmaya devam ediyor.
1987 yılında kurulan Acara TV, 2013 yılında yapılan yasal değişikliklerle yerel yönetimin kontrolünden çıkarılarak kamu yayıncısı statüsüne kavuşmuştu. Kurum, Gürcistan’daki kutuplaşmış medya ortamında nispeten bağımsız yayın çizgisiyle öne çıkıyor ve uzun yıllardır ülkenin en güvenilir bölgesel yayın kuruluşlarından biri olarak gösteriliyordu.
Ancak son yıllarda yayın kuruluşunda yaşanan yönetim değişiklikleri ve editoryal müdahale tartışmaları kurumun bağımsızlığına ilişkin soru işaretlerini artırdı. Haziran ayında “yeniden yapılanma” gerekçesiyle 14 çalışanın işten çıkarılması bu tartışmaları yeni bir aşamaya taşıdı. İşten çıkarılanlar arasında gazeteciler, yapımcılar ve çeşitli yayın çalışanlarının bulunduğu açıklandı. Kurum yönetimi kararların organizasyonel değişim kapsamında alındığını belirtirken, eleştirmenler bunun eleştirel haberciliği zayıflatmayı amaçladığını öne sürdü.
Görevine son verilen gazetecilerden bazıları, kararların mesleki performansla değil, yayın politikalarına yönelik eleştirel tutumlarıyla bağlantılı olduğunu savundu. Gazeteci İrina Kurua, işten çıkarılmadan önce sunduğu programın kanalda farklı görüşlerin yer aldığı son alanlardan biri olduğunu belirterek, kararın siyasi saiklerle alındığını iddia etti.
Uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları ve medya gözlemcileri de gelişmeleri yakından izliyor. Avrupa Konseyi’nin medya özgürlüğü platformunda konuya ilişkin uyarılar yayımlanırken, çeşitli kuruluşlar işten çıkarmaların Gürcistan’daki medya çoğulculuğunu olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. Son aylarda hükümeti eleştiren bazı televizyon kanalları ve medya kuruluşlarına yönelik idari ve hukuki baskı tartışmalarının da gündeme gelmesi, Acara TV’de yaşananları daha geniş bir çerçeveye oturtuyor.
Aslında Acara TV’deki gerilim yeni değil. Kurumda gazetecilerin sansür ve editoryal müdahale iddialarıyla protestolar düzenlediği, ombudsmanlık kurumunun çalışma hakları ve ifade özgürlüğü konusunda endişelerini dile getirdiği benzer krizler daha önce de yaşanmıştı. Medya çalışanları, son gelişmelerin yıllardır süren baskı ve yeniden yapılandırma süreçlerinin son aşaması olduğunu savunuyor.
Gürcistan, Güney Kafkasya’daki en çeşitli medya ortamlarından birine sahip ülkelerden biri olarak görülse de, son yıllarda medya kuruluşları üzerindeki siyasi etkiler ve kutuplaşma sık sık uluslararası raporlara konu oluyor. Acara TV’de yaşanan son gelişmeler de ülkede kamu yayıncılığının bağımsızlığı ve medya özgürlüğünün geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.


